FANDOM


Görev için toplandığımızda içimde büyük bir merak vardı. Bir önceki görevimden kalma bir husumetten dolayı ortamda derin bir gerginlik vardı.

Balton ismindeki fighter'ımızın bir çatışma anında kendi isteği ile beni bıçaklaması grubumuzca hoş karşılanmamıştı. Ekip olarak aldığımız bir karar sonucu Balton'un silahlarına el koymuştuk. Şimdi ise silahlarını geri verme konusunda kararsızdık. Ekibimiz beş kişiden oluşuyordu, aramıza daha önce görmediğimiz bir druid vardı. Onun bir druid olduğunu kendini tanıtınca anladım, topraklı elleri nedeniyle rahatlıkla bir çiftçi sanılabilirdi. En sonunda cleric'imiz Kaiden ve rogue'umuz Lin ile son karar olarak Baltona silahını geri vermeyi, takım ile uyumlu kalması şartı ile kabul ettik; ki bu kararımız maceramızın sonuna kadar bizi pişman etmedi.

Aldığımız görev basit görünüyordu. Ruhigenwald ormanı ile sınırımızı kontrol edecek, tehlike içerip içermediğine bakacaktık. Yolculuğumuzun ilk günü yolda geçti, yolculuğumuz esnasında bir grup farenin saldırısına uğradık, onları yenmek çok zor olmadı. Geceyi ormanda geçirmek mecburiyetinde kaldık. Druid'imizi Miranna 'nın nöbeti esnasında üç adet kurdun saldırısına uğradık. Zamanla öğrendiğim aldatmaca bir büyü sayesinde iki kurdu kolaylıkla uykuya daldırdım, rekabet beklediğimizden kolay bitti, yinede yaralılarımız vardı.

Ertesi sabah erken saatlerde kalkıp yolculuğumuza ormanın sık ağaçları sebebi ile yürüyerek devam etmek zorunda kaldık. Ormanda Miranna'dan başka yol göstericimiz yoktu ve ekip olarak ona güvenmeyi seçtik. Yolculuğumuz esnasında yaralanmış bir tilki bulduk, bir iki sargı ile azda olsa sağlığına kavuşturduk. Miranna onunla anlamadığım bir lisanda konuştuktan sonra bizi sahibinin evine götürmeye ikna ettiğini söyledi ve ekledi "Bu tilki aptal bir insan kadar akıllı görünüyor". Tilkiyi kucağımıza aldığımız gibi eski bir evin kapısında bulduk kendimizi. Evin kapısını çaldığımızda kapıyı bir bayan açtı. İlk ilgimi çeken şey kızıl saçları ve evin kapısından gördüğüm kadarıyla ortada bulunan dev kazandı. İçeriye göz atmak ve konuşmak için eve girdik.

Ev eskiydi, duvardaki iki kitaptan başka göze çarpan pek bir şey yoktu. Hırsızımız kitaplara yaklaşmayı denese de evin sahibesi bayan kitaplarına pek bir değerli bakıyordu. Bayan ile konuştuğumuzda adının Sirena olduğunu söyledi. Hocasının ve kendisinin bazı yetenekleri nedeniyle yakındaki köyden kovulduklarını öğrendik. Bize makul fiyata (Kendisi altını pek değerli bulmuyordu) birkaç yaprak sattı. Yapraklar yaralılarımızın sağlığını kolayca geri kazanmasını sağladı. Sirena bizi nehirden uzak durmamız konusunda uyardı. Oralarda bir ogre'nin bulunduğunu ve tehlikeli olabileceğini söyledi.

Ekibimiz kulübeden ayrılmadan önce Sirena'ya yetenekleri ile Warlady 'nin yanında bizim gibi güzel bir iş bulabileceğini ve topluma tekrar geri dönebileceğini söyledik. Teklifimizi kabul etti ve hazırlanmak için bizden bir süre istedi. Bizde bu arada ormanı kontrol etmeye geri dönmek üzere yola koyulduk. Yolculuğumuz sırasında hafif ayak sesleri işittik. Kaiden gelenin bahsi geçen ogre olabileceğini dile getirdi. Saniyeler sonra kendimizi çimlerin arkasında saklanırken bulduk. Hayatımda hiç ogre görmemiş olmamdan dolayı biraz tedirgindim. Saklandığımız çalıya doğru gelen ogre'ye bir tepki vermek zorundaydık. İlk hareketi ben yaptım. Yaptığım büyü çok çabuk tesirini gösterdi ve ogre uykulu gözlerle yere yığıldı. Hepimiz başına geçerek olanca gücümüzle ogre'yi uyku aleminden ebedi bir uykuya gönderdik. Görevimizi tamamladığımızı düşünerek rapor vermek için geri dönmeye karar verdik. Dönerken Sirenayı ve tilkisi Felix'i de aldık. (O gün sirena'nın içinde bulunduğu son görevim olmadı. Kendisi ile bir göreve daha çıktık sonrasında. Kendisinin bir cadı olduğunu o göreve başlarken anladım.) Raporumu yazmamdaki gecikmeden dolayı officerlarımdan özrümün kabul edilmesini dilerim.

Warlady'nin sadık askeri Talin .

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.