FANDOM


Görevi veren kişi: Subay Angelo Solidare

Görev: Pride'ın doğusunda bulunan nehirin kuzeyinde araştırma yapmak, haydutlar varsa hakkında bilgi öğrenmek. Mümkünse bir tanesini esir almak.

Görevi Gerçekleştirenler: İzci Thorin , İzci Çetinbalta , Cléric Cassandra , Savaşçı Theodor ve bendeniz Veros.

Görevdeki Grubun Lideri: Görev süresince bu sorumluluk bana atandı.

Rapor:

Subay Angelo’nun 5imiz için verdiği görev basit ancak tehlikeli olabilecek bir görevdi. Grup ile biraz sohbet edip yolculuk ile ilgili bazı kararlar verdikten sonra yola çıkmak üzere ayrıldık. Yol güzergahımızı doğuya doğru yürüyüşle nehire ulaşıp ardından nehiri takip ederek kuzeye yönelecek şekilde belirledik.

Yolculuğu atlarla yapmamızın daha hızlı olacağını düşünerek hepimiz birer at kiralayarak, erzak ve silahlarımızı hazır ederek biraz oyalandıktan sonra yola çıktık.

Ana yol boyunca nehire hiç bir sıkıntı çekmeden ilerledik. Yolun engin düzlüklerin ortasında, bazen zaman zaman yükselen çayırlar içinde, bazen ufacık engebeler ve çamur birikintileri dışında hiç bir soruna sahip olmaması içimizi rahatlatsa da herkesin gözlerindeki “fırtanadan önceki sessizlik” korkusunu görebiliyordum. Bir kaç saat daha ilerledikten sonra uzaktan bir kervan gördük ve Thorin onlarla konuşup kervanın Newport’ a giden bir tüccar kervanı olduğunu öğrendi. İyi yolculuklar dileyip yolumuza devam ettik.

Atların yorulması nedeniyle gün ortasından biraz sonra bir mola vermeye karar verdik. Beklemeye uygun bir kayalık bulup Çetinbaltanın avladığı tavşanların derilerini yüzerek erzağımızı tazelemeye başladık.

(kendime not: o insan azmanı balta bir daha önüne bir şey atarsa, onu aside boğ)

Atlar dinlendikten sonra ise nehire doğru olan yoldan yolumuza devam ettik. Olaysız geçen gün içinde sadece kuzeye doğru giden oldukça kalabalık 15 guard kadar sayabildiğimiz ve muhtemelen çok daha fazlasına sahip bir karavan gördük. Karavan korumaları ile İzci Thorin konuştu ve Vastellien ’ e gittiklerini öğrendi. Grubun çok büyük olması nedeniyle gerildiğimizi farketmiş olacak ki sohbetini uzatmadan yanımıza geldi ve oradan uzaklaştık.

Nehire varınca kamp kurmaya ve geceyi burada geçirmeye karar verdik. Sessiz Orman' a nispeten bu kadar yakın olmamıza rağmen hiç bir sorun yaşamadan geceyi atlattık ve günün ilk ışıkları ile kampı toplayarak nehrin batısından kuzeye döndük. İlerledikçe uzakta oldukça eski ama sağlam görünen bir köprü ve iki tarafında birer kulübe olduğunu gördük. Biraz daha yaklaşınca bunların birer karakol olduğunu anladık ve uzaklarından yolumuza devam etmeye karar verdik. Yolda ilerledikçe nehir aşağımızda kalmaya ve çayırların boyları oldukça uzamaya başladı ve atların yorulması ve görüşümüzün azalması nedeniyle bir mola verip ne yapacağımızı tartışmaya karar verdik.

Biz dinlenirken uzaktan bir geyik ve peşinden 2 tane yavrusunun bize doğru koştuğunu gördük. İlk önce bir şeyden kaçtıklarını sanıp olası bir dövüşe hazırlansam da ormanı ve yaratıklarını benden daha iyi tanıyan ekip arkadaşım bir sorun olmadığını anlamış olacak ki, Çetinbalta hemen çalıların arasında yayı ile hayvanlara atış yapabilecek bir noktaya ilerlemeye başladı. Oldukça ileride koşarak kaçan bir geyiği tam gözünden bir okla vurarak erzağımızı iyice doldurmamızı sağladı. Mola esnasında yolumuza devam etmeye karar verdik ve kuzeye doğru yola koyulduk.

Yol boyunca çayırların boyları artmaya, atların üzerinden dizlerimize kadar gelmeye başladı. Tam bu sırada grup Cassandra’nın duyduğu bir ses olduğunu söylemesi ile durdu. Ardından Çetinbalta atından inip çayırların içerisinde sesin peşinden gitti ve döndüğünde izlerden ve çıkan sesten bunun bir wererat olduğunu anladık. Yaratığın kaçması üzerine yolumuza biraz daha devam ettik ve görmüş olduğumuz bir ağacın yanında durduk. Çetinbalta ağaca çıkıp etrafı gözetlemeye başladı ve tam o sırada bütün grup Cassandra’nın çığlı ile irkildik. Thorin, Cassandra' nın sırtına atlayan direrat in icabına baktı ve ben yaklaşmakta olan iri bir wererati uyutarak savaş dışı bıraktım ve diğer 2 direratın de icabına baktık. Bu sırada Çetinbalta uyuyan wererati bağlamış şekilde geldi ve Thorin ile birlikte yaratığı ağaca iyice bağladık.

Yaratığı uyandırdığım zaman konuşturmak için biraz uğraşsak da söyledikleri oldukça tedirgin ediciydi. Arson isimli birisinin peşimizde olduğunu, nerede olduğumuzu bildiğini ve Arson’un kendisini peşimizden yolladığını söyledi. Bu sırada anlaşılan dikkatsizliğimizden faydalanıp insanüstü gücü ile halatları kopararak önümüze atladı. Theodor’un önümüze atlaması ile yaratığın saldırısı yarıda kesildi ancak arbededen fırsat bularak hızla kaçtı ve oradan uzaklaştı.

Bölgenin tehlikeli olması, arbede esnasında ise Theodor’ un yaralanması nedeniyle görmüş olduğumuz karakola dönmeye ve kampı orada yapmaya karar verdik. Karakola döndüğümüzde orada bulunan guardlar yakınlarına kamp yapmamıza müsaade ettiler ve gece boyunca yaralarımızı iyileştirdik.

Günün ilk ışıkları ile köprüden geçerek nehirin doğusunu da araştırmak üzere rotamızı tekrar kuzeye çevirdik. Yol boyunca bazı tarlalarla karşılaştık ve bir köylüyle sohbet ederek bu bölgede de Harpylerin görüldüğünü, Sessiz Orman'ın içerisinde inlerinin olabileceğini öğrenip yolumuza devam ettik.

İlerleyen saatlerde oldukça büyük bir heykelin kalıntılarının bulunduğu ufak bir tepe ve etrafında da bunun gibi tepeler oluşturan kayalıklar olduğunu keşfettik ve buraları araştırmaya karar verdik. Çetinbalta önden gidip en yakın tepeyi araştırdı ve biz de ona katılınca bir mağara girişini tespit ettik. Ancak izlerden içeride yaşayan şeyin iri bir hayvan ya da daha beteri olabileceğini düşünüp ayrılmaya karar verdik.

Diğer en yakın tepeye giderken tepenin arkasına kurulmuş çadırlar olduğunu farkettik. Çetinbalta o çadırlara doğru ilerledi ancak bu sırada Theodor bunun bir tuzak olduğunu farketti fakat çok geç kalmıştı. Etrafımızı sarmış 6 tane haydut ellerinde crossbowları bize doğrultulmuş halde silahlarımızı atmamızı istediler. Grubun lideri olan ben, Çetinbalta’nın ortadan kaybolduğunu farkettiğim için dikkatleri üzerime çekerek silahımı attım ve onlara savaşmaya gelmediğimizi söyleyip liderlerinin kim olduğunu sordum. Orada bulunan haydutlardan birisi liderlerinin Vernon adında, ihanetten dolayı hüküm giyip oradan kaçan bir Ozalar yüzbaşısı olduğunu, kaçarken 2 tane de köyü adamları ile yağmaladıklarını ve haydutluğa başladıklarını söyledi. Silahlarımızı bıraktıktan sonra gidebileceğimizi söylediler ancak gitmek için arkasını döndüğü sırada Thorin’ e ateş ettiler. Kötü yaralanan Thorin çayırlara yığıldı ve savaşa tutuştuk. Theodor'un destansı saldırısıyla ve benim büyümle yarısını alt ettikten sonra yediğim bir ok ile kendimden geçtim.

Uyandığımda Pride’a geri dönmüş olduğumuzu farkettim. Haydutları alt ettiğimizi ve Çetinbalta’nın bir haydutu bayıltması ile esir olarak aldığımızı fakat daha fazla haydutun gelme olasılığına karşı orayı hızla terk ettiğimizi öğrendim.

Görevde öğrendiklerimiz

       -  Nehirin doğusu oldukça geniş çayırlık, sadece yanmış bir köyün arta kalan kalıntıları mevcut.

·        Nehrin batısında ise bir kaç kayalıktan oluşan tepeler ile bu tepelerin birisinde iri bir yaratığın yaşadığı bir mağara var.

·        Bu tepelerin olduğu bölgede haydutlar mevcut ve liderleri Vernon isminde ki eski Ozalar yüzbaşısı. İhanetten suçlu.

·        Arson’ un peşimizden adam yolladığını ve yerimizi bildiğini söyleyen bir wererat ile karşılaştık. Bizden kaçtı.

·         Nehrin batısında aynı zamanda bazı köyler mevcut. Bu bölge de harpyler görülmüş ve inlerinin Sessiz Orman’ın içinde olduğu söylentileri mevcut.

·         Köylüler bir elmayı 300 gold gibi fiyatlara satıyorlar. Ya köy bütün krallıkları satın alabilecek insanlarla dolu ya da hayatlarında hiç gold görmedikleri için ne olduğunu bilmiyorlar. İkinci seçenek daha olası.

         Bu rapor benim elimle yazıldı.

       - Veros

Community content is available under CC-BY-SA unless otherwise noted.